Anket
En sık dinlediğiniz sanatcı hangisi? (3 farklı oy verebilirsiniz.)
Ali ÇİNKAYA
14% / 73
Alu Kazım
8% / 43
Süleyman YAŞAR
3% / 17
Şeref KARA
2% / 12
Sait UÇAR
10% / 52
Çayan Hüseyin
15% / 78
Şenol ÇAKIR
14% / 71
Aydın GÜNER
3% / 17
Yavuz TONYALI
5% / 24
Adem KODALAK
6% / 30
Mehmet TAK
4% / 21
İbrahim CAN
4% / 21
Meryem Akyüz
2% / 9
Ağasarlı Zehra
2% / 10
Yaylacı
2% / 8
Yüksel YILMAZ
3% / 14
Ağasarlı Zülfiye
3% / 15
Ahmet YANIK
2% / 9

Paylaş
Önceki başlıkAşağa gitmekSonraki başlık
avatar
Admin
Mesaj Sayısı : 562
Yaş : 33
Nereden: : GÖÇEBE
Kayıt tarihi : 14/03/07
Kullanıcı profilini görhttp://eskala.forumice.net

Şalpazarında Yerel inanışlar

Bir Cuma 9 Ekim 2009 - 14:18
Şalpazarı'nın Yerel İnanışları

Bebek Yürütme
Adından da anlaşılacağı gibi, bebeğin zamanında yürümesi için veya yapılmadığında zamanında yürümeyeceğine inanılan batıl inançlardır. Bu çeşit inançlar, birçok farklı çeşitlerinin olduğunu görüyoruz. Bunları şöyle sıralayabiliriz.
a- Bebek yürütme (ip kesme): Daha çok "Bebek yürütme" olarak bilinen bu inanış zamanında yürüyemeyen bebeklerin, aşağıda anlatacağımız şey yapıldığında yürüyeceğine inanılan bir batıl inançtır. Bu inanış kısmen şöyledir. Vaktinde yürümeyen bebeği, annesi kucağına alarak Cuma günü ve Cuma namazı vaktinde caminin avlusuna getirir. Bebeğin ayaklarını birbirine bağlar ve cemaatin namazdan çıkmasını bekler. Camiden çıkan ilk kişinin kadının elindeki makası alarak ipi kesmesi beklenir. Bebeğin ayaklarına bağlanan bu ipi, camiden çıkan ilk kişi keser ve anne bu ipi kesen kişiyi bilmezse, bebeğin eve geldiğinde yürüyeceğine inanılır.
b- Eşeğin altından geçirme: Yürümesi gecikmiş olan bir bebeğin, eşeğin altından geçirilebildiğin-de yürüyebileceğine inanılır. Bu töreni yapmak için, uğruna inanılan bir kişinin yardımı alınır.
c- Dikenin altından geçirme: Yürümesi gecikmiş bir çocuğun dikenin altından geçirdiğinde yürüyeceğine inanılır. Yine uğruna inanılır bir kişiyle yapılır.
d- Çocuk basımı: Doğum yapılmış eve, 40 gün boyunca ikindiden sonra, odun veya çalı çırpı sokulmaz. Eğer sokulursa çocuğun yürümekte gecikeceğine inanılır.
e- Toprak kesme: Bir bebek doğduğunda, doğan bebeğin köyünden bir parça çimen alınır. Bu çimen eski bir evin kirişinin üzerine konur. 40 gün orada kalır. 40 günde buradan alınıp yere konur. Böyle yapıldığında bebeğin erken yürüyeceğine inanılır.


Al Basması


Doğum zamanı yaklaşan bir kadının, evinin yakınından, yani arkasından, önünden yanlarından cenaze geçirilmez. Eğer bu cenaze evinin yakınından geçirilirse, hamile kadının doğumunun zor olacağına inanı-

3- KAZAN VURUMU:Yeni gelinin eve girmesi esnasında kapının eşiğine büyükçe bir kazan konur. Bu kazana ayağıyla üç kez (dört kez) vurduktan sonra eve girer. Bu sırada da gelinin başına şeker ve un serpilir. Eve giren gelinin başını, kayın babası açar ve ön sandalyeye oturur. Böylece bolluk ve bereketin o evden eksik olmayacağına inanılır.

4- MART BOZMA (Zemheri Bozma)Şalpazarı'nda yaşlı kadın ve er-keklerce bilinen kocakarı ayları:
I- Galandar (Zemeri) Yeniyılbaşı: Ocak
2-Gücük ayı: Şubat
3- Martayı:Mart
4-Abrul (abul) ayı: Nisan
5- Mayıs ayı: Mayıs
6- Kiraz ayı: Haziran
7- Orak ayı: Temmuz
8- Asus ayı: Ağustos
9- Hacayı (boş ayı): Eylül
10- Daray: Ekim
II- Üzüm ayı: Kasım
12- Garagış ayı: Aralık(Miladi yıl, 584: Rumi yıl, 2000-584:1416)
Eğer, kış aylarında gazandarısı pişiriliyorsa "Galandar" yanı yeni yılın gelişi ile uğur bolluk geleceğine

inanılır. Mart ayının uğur ayı olduğu kabul edilir. Mart sabahı eve ilk giren insan, o evin o yıllık uğuru kabul edilir. Mart bozacak olan kişi eve sabahleyin ilk girendir. Bir tas su alır ve evin her taratma serper. "Martın hayırlı uğurlu olsun der. "Mart bozan kişiye evde mutlaka birşeyler yedirilmeye özen gösterilir. Martı bozulan evin o yıl işleri iyi giderse, martı bozan kişinin hayırlı, uğurlu kişi olduğuna inanılır.


Çocugun üstüne gelme

5-ÇOCUĞUN ÜSTÜNE GELME (Doğum sonrası eve girme)
Çocuk doğan eve ilk giren kimsenin mezarının çocuğa yansıyacağı inancına dayanır. Bunun için, uğruna inanılan birisin eve girmesi beklenir.

6-TÖMBELEK:Arefe gecelerinde yapılmaktadır. (Kurban bayramı, Ramazan bayramı) akşam yemeğinden sonra başlar. Akşam yemeğinden sonra komşularının kapılarını çalarlar ve tatlı şeker, para gibi şeyler toplarlar. Bereketle ilgili olduğu sanılmaktadır.

7- DİKİŞ DİKME:Hamile kadın doğumu yaklaşınca eline iğne alamaz, iğneye iplik ta-kamaz, iğne ile dikiş dikemez. Böyle şeyler yaparsa bebeğe zararı olacağını düşünür.

8- DAUN (Pırpon):Daun denen bir varlığın olduğuna, Daun'un kılıktan kılığa girdiğine; hatta davul ve zurma ile gezdiğine; Daun'dan ölenin cenazesini göran-lerin dahi öleceğine inanılır. Daun'un geceleri gezdiğine; açık-kapı ve bacadan içeriye bakıp, kaç defa bağırırsa, o evden, o kadar kişi öleceğine inanılırmış. Akşam olurken herkes evine kapanır kapıyı, bacayı
iyice kapatır. Hatta Daun, evin içindekileri görecek kadar bir delik bulur, oradan içeriye bağırırsa o evden adam öleceğine inanılır. Konunun aslı hızlı bulaşıcı veba hastalığının toplumda yarattığı etkinin bir sonucu sanılmaktadır. "Daun yesin seni" "Daun canını alsın" "Allah gırgan koysun". "Aç daun yesin seni, yürekten de diyemem, haydi gidelim haydi hemen haydi diyemem."

Uğur

9-UĞUR:Evinden sabahleyin çıkan kadın, erkek o gün yabana (evinden uzak bir yere) gidiyorsa, evden çıkarken uğruna inandığı birisinin karşısına çıkmasını, çıkarsa o günün uğurlu geçeceğine inanılır. Eğer, karşısına uğrusuz biri çıkarsa, gideceği yere gitmez, giderse işinin rast gelmeyeceğine inanır.

10-OYUK
Tarım ürünlerini nazara karşı korumak için yapılan oyuk, tarlanın orta yerine 2-3 m uzunluğunda dikilen sırığa koç boynuzu, kafatası ya da yassı bir taş parçası koymak (takmak) suretiyle yapılır.

11- KORUK: Bir ağacın sahibi olduğunu belirtmek amacıyla yapılan koruk (koruk), ağacın dalına asılmış bir bez parçasıdır. Bu bez parçası, o ağacın meyvesini sahibinden başka kimsenin koparamayacağını (toplamayacağını) ifade eder.


12- HAVA DURUMU HAKKINDAKİ İNANIŞLAR
Her yörede olduğu gibi Şalpaza-n'nda halk mensup olduğu iklim şartlarına çeşitli sebepler ya da sonuçlar bulmuşlardır. Şalpazarmda ise hava durumu hakkındaki inanışlar şöyledir.
Bir kuşun sonbaharda çın çın şeklinle ötmesini yöre halkı kışın sert geçeceği yolunda bir işaret olarak yorumlar. Kuşların çıp çöp benzeri bir sesle ötmeleri bir yağmurun yağacağına, de de benzeri bir sesle ötmeleri ise güneş açacağına işaret olarak kabul edilir.
Gökyüzünde yıldızların uzun zaman seyrek olması o yıl kıtlık yaşanacağı şeklinde bir işaret olarak kabul edilir.
Rüyada koyun görmek kar yağacağı, inek görmek sağanak, yağmur, yağacağı yolunda işaretler olarak kabul edilir.
Kedilerin sırtlarını ateşe çevirmeleri yağmur yağacağı, koyunların doruk (çam ağacı) pürü (yaprakları) yemesi kar yağacı yolunda işaret olarak kabul edilir.
Yöre halkının gökgürültüsen ise bir antipatisi vardır. Gökgürlediği vakti, göğe bedduada bulunma, küfür savurma adedi yaygınlığını koru-masa da hâlâ devam etmektedir.

Meterolog Teyze:
Yaptığı hava tahminleriyle, "Meterolog Teyze" unvanını alan Sulbiye Nine, ilçemize bağlı Geyikli Beldesi'nde oturmaktadır.
Hayata iyimser bakışı, hoşgörülü ve sempatik davranışlarıyla çevre-
sinde oldukça sevilmektedir.Sulbiye Nine hava tahminlerini gördüğü rüyaların yorumundan çıkardığını ifade etmektedir.
Sulbiye Nine hava tahminleri için yararlandığı bazı rüyalar:
"Rüyasında koyun, yeşillik, göl, ot ve yaprağı yaş görürse kar yağar. Tabii ki mevsimine göre kar veya yağmur oluyor. Kar yağacak olduğu zaman ayaklarının üşüdüğünü, bunda hiçbir zaman yanılmadığmı, karın hemen yağdığını söylüyor.
Kuru görürse, güneş, çok kuru görürse daha çok sıcak olur. Köyün karşısındaki DemikTepesi'nde bulut çıkarsa hemen yağış gelir. Gözü pıtır pıtır sallanırsa kar veya yağmur yağar. Keçi hızlı otlarsa birbirleriyle vuruşursa kötü olur.
Yaz mevsiminde çayır kurutmak, fındık toplamak, geziye gitmek isteyenler, tarımla uğraşanlar hep Sulbiye Nine'den hava durumunu soruyorlar.
Sulbiye Nine her şeyle barışık olarak yaşamını sürdürmektedir.
Ayrıca yöre halkı yılın 12 ayını yaşam biçimleriyle yoğurmuşlar ve bunlara kimi zaman değişik isimler vermişlerdir. Bunlar

Galandan Oldukça soğuk geçen bir aydır. Galandarm 18 ve 20. günleri iyi geçerse yazın erken geleceği, kötü geçerse kışın şiddetli geçeceğine inanılır.
Gücük ayı (Şubat): Galandardan sonra gelen gücük ayı kışın en soğuk aylarından biridir ve fırtınalarla tanınır.
Cemre: Gücük ayının dördünde havaya, onbirinde de suya, 18 de toprağa cemre düşer. Yörede cemreye cemile denilmektedir. Cemre havanın suyun ve toprağın kıştan çıkıp ısınması, hayatın bahara merhaba denmesidir.
Mart ayı: Yörede mart, yılın ilk ayı olarak kabul edilir. Bu sebeple halk yılın ilk ayını küçük çaplı da olsa evinde eğlenceyle kutlar.
Mart dokuzu kurt kazanı:[b] Martın dokuzuncu günü, kurt kızanı günüdür. Kurt, martın dokunuzcu günü kızan etmeğe (çifleşmeye) başlar. Kurtlar arasında bu durum martın on ikinci gününe kadar devam eder.
[b]Sayış günleri:
Mart ayında sayış günleri başlar. Martın birinden oni-kisine kadar olan hergün marttan başlamak üzere sırasıyla birer aya karşılık gelmektedir. Bu sayılı olan on iki gün havanın gidişatından yılın on iki ayı havaların nasıl geçeceği hakkında tahminde bulunulur.Garucuk (kocakarı) soğukları:Martı son üç v'e abulun (nisan) ilk üç günü şiddetli soğuklar hüküm sürer. Yöre halkı su soğuklara garu-cuk soğukları adını vermektedir.
Abul (Nisan) ayı: Ağasar yöresinde havaların yavaş yavaş ısınmaya başladığı ay abul ayıdır. Bu aydan itibaren tarım faaliyetleri başlar, tarlalar bellenir, fidanlar için çukurlar kazılır.
Abul yedisi gavuz uykusu: Abul ayının yedinci günü "gavur uykusu"

günüdür. O tarihte gavurların geceden içki içip eğlence düzenledikleri, sarhoş olup olup sabaha karşı sızıp kaldıkları anlatılır. O tarihte erken uyanmayanların gâvurlarla uyumuş olacağına inanılır.
Mayıs ayı: Mayıs ayında her taraf yeşermeye başlar.
Cazılar (cadılar) halk arasıda cazı adı verilen cadılar, mayısın birinci günü istedikleri kılıkta yeryüzüne inerler. Günümzde bile bazı köylü kadınları cazı olduğuna inanırlar.
Halk cazılardan korunmak için evlerinin etrafına kuşburnu dikerler. Böylece cazılar gelmek istediklerinde kuşburnu dikenine çarpacak ve her tarafını kanatacaktır.
[b]Kirez (Haziran) ayı: Kirez ayı kirazların olgunlaştığı aydır. Toplanan kirazlar ya taze olarak tüketilir, ya da kışın yenmek üzere turşusu tuzlanması yapılır.
Hava sıcaklığının arttığı ay kirez ayıdır. Yöre halkı tamemen yaylaya taşınır. Kiraz ayının 12. si gündönü-mü olduğundan gündüzler kısalmaya başlar.
Orak (Temmuz) ayı: Çayırların biçilme zamanını geldiği sayılır.
Darı ayı (Ekim): ilki orak ayında biçilen çayırların ikinci kez biçilmesi darı ayında yapılmaktadır.
Garagış (Aralık) ayı: Yöre halkının birbirine misafirliğe gittiği, hikâyelerin anlatıldığı, uzun ve soğuk kış gecelerinin yaşandığı aydır.

Kaynak Şalpazarı Belediyesi Sitesi

_________________


Hiç bir mal sizin değil, neyi paylaşamıyorsunuz
Hiç bir can sizin değil, neden dövüşüyorsunuz.

MEVLANA
Önceki başlıkSayfa başına dönSonraki başlık
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz